Salı, Mayıs 16, 2006

Kasaba...

filmi izlerken piknik sahnesine gelene kadar bir yandan "galiba ben yönetmen Nuri Bilge Ceylan'a alışamayacağım, ve bu filmden de hoşlanmayacağım" diye yükselen bir düşüncem vardı. bu filmi benim gözümde kurtaran bölüm o piknik sahnesindeki sohbet oldu... ki filmin; sonradan dublaj yapılmış olması... sonradan yapılan dublajın ağızlara yer yer uyumlu olmaması... sonradan yapılan dublajın bazı oyuncular tarafından kağıttan okunuyor gibi ruhsuz olması... güçlü bir hikayesi olmaması... gibi eksikliklerine rağmen, o sohbette dinlediklerim filmin genel siyah-beyaz havasına öyle güzel uymuş ki gerçek dünyadan bir kesit görmek filmi beğendirirken.. sizi umutsuzca üzebiliyor.. orada aynı ailenin bireyi olan ama farklı kesimlerden, farklı kültürlerden ! ve farklı yaş aralığına sahip insanların kendilerine göre olan yorumları "insan doğar-yaşar-ölür" gerçeğiyle çok gerçekçi ve bu yüzden çok hüzünlü olarak ilerledi...

nbc sanırım gerçek hayattan ayna tutmayı seven birisi. hayatın genel tekdüzeliğini minimalist bir sinemacılık ile anlatmış. "uzak" filmi de aslında öyleydi ama işte ısınamamıştım bir türlü.. bu filmi uzak'tan çok çok daha sevdim. uzak için pek iyi şeyler söyleyemeyeceğim çünkü..

sonuçta yiğidi öldür ama hakkını ona ver dersek; nbc'nin filminde www.fotokritik.com gibi sitelerde milletin gönderdiği ve diğer milletin yorumlayıp övgüler yağdırdığı bir sürü fotoğraf karesinin arka arkaya sıralanmış hali var.. o yönü tartışılmaz galiba. kareleri güzel..
görüntülerin güzelliğini bir kenara ayırdığımızda ise sinemayı sadece görüntünün kurtaramayacağı, bunun yanında bir sürü şeyin gerektiğini de görmek lazım. sonuçta sinema bu yani.. fotoğraf sanatı başka bişey..

2 yorum:

cornelius dedi ki...

son 2 cümlede izah etmişsin nuri bilge ceylan'la ilgili düşüncelerimi...yine de denk getirip izlemeye çalışıcam uzak faciasına rağmen.

Neo dedi ki...

:))

sarmıyorsa sarmıyor evet..

gerçi biz böyle konuşurken NBC'nın son filmi "İklimler" Cannes'de yine aday oldu.. yarışacak..