Perşembe, Aralık 14, 2006

Rastlantılarım serisi No:3

Image Hosted by ImageShack.us

"nereye kadar sinema" demiştik* ve rastlantılardan, kelebek etkilerinden, tesadüflerden örnekler vermeye başlamıştık. geldik üçüncü örneğimize...

aslında bahsedeceğim gösteri hakkında bir yazı yazmayı düşünüyor ve bunu haliyle bu pazar (17 aralık) günü Şeb-i Arus etkinliği'nden* gelince yaparım diye düşünüyordum.. tabi olmadı.. ve bu yazının yazılmasına neden olan olaylar gelişti..

böyle bir etkinliğe gitmek şurda dursun, yapıldığına dair bilgim bile yoktu.

ta ki geçenlerde arkadaşım Justice'in* anet haber gruplarında Kudsi Erguner'in Cemal Resit Rey'deki konserinden bahsetmesi sonucu ona yazdığım şöyle bir;

"şu "ney" artık nasıl bir meret ise.. ona canlı muamelesi yapıp önünde saygı duyup başımı eğebileceğim ender müzik aletlerinden birisidir adeta. çok huzur verici, arındırıcı enteresan bir organizmadır bence kendisi..

konuyla ne kadar bağlantılı olacak bilmiyorum ama... hangi dizide / filmde gördüğümü şu an hatırlamıyorum gerçi... bir sahnede karakter cami diye hatırladığım bir mekana gidip oturup oradaki "semâzen"lerin gösterilerini izliyordu. düşününce hiçte fena görünmüyor, olsa (belki vardır) gidip görsek falan epey rahatlatıcı gelebilecektir insanlara.. aslında araştırmak lazım
böyle şeyleri..
"

durum bildirisi ve temenni sonucu kendisinden Cemal Reşit Rey'de 17 Aralık'ta böyle bir gösterinin gerçekleşeceği müjdesini duyunca, büyük bir sevinçle ona şöyle bir;

"aaa çok güzel ya.. yani böyle bahsedip ardından rastlamak pek geri çevirirsem ayıp olacakmış gibi bir hisse büründürdü beni. evdekileri bi sorgulayayim ben, buna gidelim ya. tarih güzel, saat o kadar kötü değil. fiyat güzel. gerçi artık dark tarafın daha ilgi çekici olduğunu düşünen, biraz da kötü olmak lazım diyen, ona göre seçimler yapan bir insanım ve böyle birşeye gitmem paradoks yaratabilir ama koskoca Mevlâna zaten "Gene gel! gene gel! Her ne isen gene gel!" demiş yani, benim gibi olanlara bile krediyi vermiş adam, gönül rahatlığı ile gidebilirim. hiç olmazsa gelecekte çekmeyi düşündüğüm Mevlâna ve semazen merkezli stilize-tekno-bilim-kurgu filmimin eksizlerini kafaya yazmak için uygun bir ortam olmuş olur.. teşekkürler..."

cevap yazıp bu gösteriye gitme planlarıma başlamıştım...


haftabaşı baktım biletix'den alamıyoruz biletleri. aslında alıyorduk ama hep en arka sırayı veriyordu tekrar tekrar satın-alma denemeleri yapmama rağmen.. üstelik uyarı olarakta biletix sitesinde "tavsiye ettiğimiz listelenmiş numaralar salonun en uygun/güzel yeri olacaktır" yazıyordu ve her demememde "nasıl yani ya" şeklinde kaygılanmama neden oluyordu..

neyse böyle olmayacak diye aynı günün akşamı taksim'den crr'e kadar yürüdüm bizzat
gişesinden seçerek biletlerimi alayım diye..

görevliye "şu şu olaya 6 bilet lütfen" dediğimde, bana ekranı çevirip o etkinliğe sadece bir tane yer kaldığını gösterdi. kalan yerin rengi de matrix yeşiliydi ve en arka sağ köşeydi.. :)

olasılıksal olarak diken üstündeydim, herşey pamuk ipliğine bağlıydı.. ya (1) hep içimde olan böyle bir etkinliğe karşı "olsa da gitsek" temennisine rastlantısal olarak Justice'nin etkisiyle fırsat bulduğum için... (2) kalan koltuğun renginin matrix yeşili olmasını ve (3) o an solumdaki camdan oluşan giriş kapısının saydamlığından dolayı görebildiğim karşı kaldırımdaki reklam panosundaki "banka kartının ilerisi Neo !.." yazısını Mevlâna merkezli bir kutsal işaret olarak algılayıp... kalan 5 kişiyi sallayarak o bileti alacaktım..

yada bunu yukarda bahsettiğim "biz dark olalım diyoyurz, Mevlâna bize şans sunuyor.." şeklindeki konuya inat bir durum olarak kabul edip, Mevlâna bana "gel" dedi demesine ama, kapıya vardığımda "hadi şimdi defol git gözüm görmesin seni" diye düşünecektim..

ve ben ikincisini yaptım. :) evet galiba gerçekten bir şekilde kötü olmamız gerekiyor.. ben bugün buna biraz daha yaklaşdığımı (daha doğrusu yaklaşmam gerektiğini.. ) anladım.

metroda eve dönerken bunları düşünürken elimdeki CRR aralık program kitapçığına bakıyordum. kitapçığı hayal kırıklığı gişesinden almıştım ve onun kapağında da sadece, hemen hemen hergün bir etkinliğin gerçekleştiği CRR'deki bu gidemediğim etkinliğin kocaman bir resmi vardı.. ne kadar ironik değil mi?..

metroda ayrıca zencili + çinli içerikli ayrı bir rastlantım daha oldu. o da; eve gelip izlediğim smallville bölümünün içeriği ile yine aynı pamuk ipliğiyle bağlıydı ve smallville'in sonundaki Lex'li diyaloglu bölüm de benim bu "kötülük" kararımla uyuşuyordu.. o hikayeyi de başka bir rastlantılarım serisi'nde anlatayim artık :)

bir önceki rastlantıyı okumak için sondaki yıldıza tıklayabilirsiniz.. -> *

Hiç yorum yok: